Adını
geçen yıl duymuştum Sülüklü Göl’ün. Bir zamanlar sülükleri ile meşhur olan göle
30 yıl önce alabalık atılmış. Zaman içinde gölde sülükten eser kalmamış ama adı
yadigâr kalmış. İşte size doğal “eko sistem”. Göl; 1792 yılında vadiden akan
dere yolunun heyelan sonucu tıkanmasıyla oluşmuş. Ekibimizle beraber yeni
aldığım kamp malzemelerini arabaya yükleyerek “bilinmeyen”in insan ruhuna
verdiği heyecan eşliğinde Akyazı Kuzuluk kaplıcalarını geçerek Dokurcun
istikametine doğru devam ediyoruz. Kasaba merkezinde yiyecek ve içecek
stoklarımızı tamamladıktan sonra Mudurnu yoluna devam ettik.
Geçen yıl Abant dönüşünde göl sapağının biraz aşağısında bulunan Mudurnu çayı
kenarındaki Sülüklü Göl Alabalık tesislerini görmüştüm.
Tesislere vardığımızda içtenlikle bize “hoş geldiniz” diyen Sinan Bey mekân
sahibiymiş. Tesislerin içinden akan dereye kurulmuş olan su değirmeni ilgimizi
çekiyor. Dereden aldığı suyu bir kanal sayesinde kullanıma hazır hale getiren
bu sempatik düzenek ve eski yaşam koşulları üzerine keyifli bir sohbet
yapıyoruz.
Burayı keşfetmekten dolayı mutluyuz. Çok sakin ve huzurlu bir ortamda kuş
seslerinin cıvıltıları altında köpürdeyerek akan derenin su sesini dinlemek
yorgunluğumuzu alıyor. Tavada alabalık ve sütlaç mükemmeldi. İlgilenenler için
tel no: 0.374.4353280
Çayları içtikten sonra burada kalmaktan vazgeçip geceden Sülüklü göle çıkmaya
karar veriyoruz. Yol şartları müsait değilse geri dönüp tesislerde
kalabileceğimizi söyledi Sinan Bey. Nazikçe teşekkür edip ayrıldık. Mudurnu
istikametine döndükten az sonra yol kıyısında “sülüklü göl” tabelasını görünce
sağa saptım. Bu dar yolda 10 km. daha yukarı doğru tırmandık.
Yarım saat sonra enfes bir “dolunay” eşliğinde 22.30 da göl kıyısına vardık.
Gölün hemen girişinde yol çatala ayrılıyor. Kamp yapmak için her iki tarafta
uygun. Karşı kıyıda yakılmış kamp ateşini görünce yalnız olmadığımızı anlıyoruz
ve onlarla tanışmak için diğer kıyıya sürüyorum aracımızı.
Alın lambamı yakarak karanlık içinde ateşe doğru ilerlerken havlayarak
üzerimize doğru koşan köpeği görünce durmak zorunda kaldık. Furkan adına
korkutucu olan bu karşılamadan sonra adının “Pappy” olduğunu öğrendiğimiz
köpekle çok iyi anlaştık. İstanbul’dan kamp için gelen üç arkadaşla tanışarak
“kamp ateşi”ne ortak olduk. Hemen çay demleyip ateşin sıcaklığı ve gecenin
sessizliğinde güzel bir sohbet başladı. İthalat yapan bir ayakkabı firmasının
temsilcisi olan Serdar Bey ile gece boyu sohbetimiz devam etti.
Yükseklik 1045 metreyi gösteriyor. Etrafı çepeçevre saran dağların arasında
yükselen dolunay ışıkları, gölün doğu yakasını aydınlatırken yıldızları sakladı
bizden… Yıldızların keyfine varamadık ama dolunaya bakmakta ayrı bir güzeldi.
Gölde balık tutma merak ve heyecanı yüzünden güç bela yatırdığımız Furkan;
sabah 05.00 ta dimdik ayakta idi. Ben de hayatımda ilk defa alabalık yakaladım.
Çıkarması çok keyifliydi. Birkaç tane balık yakaladık. Ama her zamanki gibi
ayrılmadan önce “balıkları tekrar göle saldık”.
Anlaşılan bizden evvel gelenler bir daha buraya gelmemek üzere kıyıyı çöplük gibi
bırakmışlar… Ayrılmadan önce çevrede iyi bir mıntıka temizliği yaptık. Ne yazık
ki doğa bunca kuvvetine rağmen insanın getirdiği plastik artıklarını kendi
kendine temizlemekten aciz. Doğa çöp üretmeyerek kendini zaten temiz tutuyor
ama insana karşı koyamıyor…
Sabah güneşi ve mavi gökyüzü yerini bulutlara ve şiddetli yağmura bıraktı.
Şiddetli yağmur bizi mahsur bırakmadan hızlıca kahvaltı yaparak kampımızı
topladık. Kamp arkadaşlarımız ve Pappy ile vedalaşarak Göynük taraflarında
bulunan “sünnet gölü”ne doğru yola çıktık.
Mudurnu - Göynük yol ayrımında Göynük istikametine döndükten birkaç km sonra
sünnet gölü tabelasını görüyoruz. Sola doğru 5 km. boyunca harika bir doğal
doku ve çağıldayan dereler eşliğinde göle ulaştık. Göl kıyısına kurulmuş olan
Mudurnu Doğal Yaşam Oteli misafirlerini ağırlıyor. Bu gölün yüksekliği de
Sülüklü göl ile aynı fakat çok daha büyük bir alanı kaplıyor.
Birkaç saat dinlendikten sonra akşama doğru güzel anılarla dönüşe geçiyoruz.
Aslında Göynük – Taraklı yolunu görmek istiyordum ama şiddetli yağmur ve
depomda iyice azalan yakıt yüzünden risk almak istemedim. Nasipse gidersek
haberiniz olur.
İbrahim
Selamet |