Reklam Verin
Sitede Ara
Rehbere Ekle
 


Gezi Notları Doğa Turları - Kamp Gezileri Doğa Sporları Doğa Sporları ve Kamp Malzemeleri Fotoğraf

Alternatif Ana Sayfa                           Melen Çayında Rafting

   

Valimizin Sakarya gündemine taşımış olduğu “doğa sporları” şehrimiz açısından son derece bakir bir alan. Yıllardır bu şehirde yaşadığımız halde rafting yapmak aklımızın ucundan geçmediği gibi hemen dibimizde rafting parkuru olduğunu da bilmiyorduk. Doğa sporlarının Sakarya’nın kültürel hayatına kazandırılması için önderlik eden Valimize teşekkür etmek gerekir.

Yaklaşık bir buçuk aydır gerçekleştirme imkanı bulamadığımız rafting heyecanını geçtiğimiz hafta yaşadık. Artık aramızda espri konusu olan raftinge gidiyor muyuz? Sorusunun cevabı, turu düzenleyen Sakarya Turizm’den Murat kardeşimizin “
yağmura rağmen, evet !” cevabı ile nihayet gerçekleşti.

Pazar sabahı bir saatlik yolculuktan sonra Düzce’ye bağlı Cumayeri’nin Dokuzdeğirmen köyünde bulunan Rafting tesislerine varıyoruz. Köy, adını değirmenlerden almış. Köyün meydanında bulunan ve 720 yıllık olduğu söylenen Çınar ağacı ilgimizi çekiyor. Yıllanmış çınarın dibine kondurulmuş olan iki katlı betonarme bina çınarın büyülü güzelliğini gizlemek ister gibi gözümüze batıyor. Sanki “
doğaya karşı insanın savaşı”nı resmeder gibi inadına direniyor yaşlı çınar ağacı…


Büyük Melen çayının kenarındaki tesislerde kahvaltı yaparken rehberimizle tanışıyoruz Muzaffer Kayhan Bey'in cana yakınlığı ve sıcak sohbeti hepimize güven veriyor. Rafting il temsilciliği yapan tecrübeli rehberimiz aynı zamanda su kayağı, dalgıçlık, dağcılık ve arama kurtarma çalışmalarında uzmanlaşmış. Doğa ve su sporları hakkında kendisinden bilgi alıyoruz.

Yakın dağlarda bir şelaleden bahsedince, o bölgeye trekking ve kampı kurmanın büyüsü kaplıyor beni. Ama bu heyecanı başka bir sefere erteliyoruz

Rafting parkuru; Dokuzdeğirmen Köyünden başlayıp 12 km. sonra Adapazarı’na bağlı Beyler Köyündeki tesislerde sona eriyor. Rapid sayısı otuz olan parkur, 3+ zorluk derecesinde. Bahar aylarında su seviyesinin yüksek olması parkuru daha da zorlu hale getiriyor. Bu parkurun güzel olan tarafı takriben yüz metre süren rapidlerden sonra üç yüz metrelik boşluklar olması.

Kahvaltı sonrası su geçirmez neopren kıyafetlerimizi giyerek botlarımızı su kenarına taşıyoruz. Ne olur ne olmaz diyerek; can yeleklerimizi ve kasklarımızı itina ile taktıktan sonra, rehberimiz Muzaffer Bey’den küçük bir brifing alıyoruz.

Sekiz kişiden oluşan ekibimize birer rehber eşlik ediyor. Botlarımızı suya indirerek parkuru başlatıyoruz. Bir taraftan Büyük Melen çayının heyecan veren akıntısı, diğer taraftan harikulade manzara hepimizi büyülüyor. Bir arkadaşım “
dağlar, kamplar ve yaylalar virüs gibidir ”demişti. Gerçekten doğruymuş. Doğanın sessizliği ve güzelliği insanı kendine çeken bir tılsımı içinde barındırıyor.
Vadilerin en dip noktasında akıntıda yüzen bir botun içinde olmak insanı ürkütürken aynı zamanda müthiş bir huşu veriyor. Kıvrılarak akan su içinde botumuz bazen bir kayaya takılıyor, bazen de akıntı sebebiyle kıyıdaki ağaçların dallarına…

Bereket versin tecrübeli rehberimizin usta manevra ve komutları sayesinde hasar görmeden kurtarıyoruz botumuzu. Acemilikten olsa gerek ki; parkurun ortalarında kollarımızda derman kalmadığını anlıyoruz. Vadi içinde yükselen dağların ihtişamlı ve azametli gölgesinde kıyıya çıkarak on dakika mola verdikten sonra parkuru tamamlamak için botlara biniyoruz. Kıyıda balık avlayanların meraklı bakışlarını gözlüyorum. Balıkçıları botun içinden el ile selamlayıp parkuru tamamlamak için küreklere asılıyoruz. 

Bu arada diğer bottaki arkadaşlar ile yaptığımız “
kürekle ıslatma savaşı”nı ne yazık ki bizim takım kaybediyor. Optikus, Decorner, Dijital Doktor ve Tenis Adam’dan oluşan takımın botuna “bodoslama dalma” harekâtımız sonuçsuz kaldığı gibi rakip takımın sabotajı ile suya düşürülerek girişimin bedelini ben suya batarak ödüyorum.
Japon misafirimiz
Yoko’nun çığlıkları, gürüldeyerek akan suyun homurtusunda kaybolup gidiyor. Kürek partnerim olan Şammaz sert bir dönüş esnasında suya düşünce; Japon arkadaşı teskin etme görevi rehberimize düşüyor. Diğer yandan Şammaz’ı sudan çekip bota alıyoruz.
  Akıntıda uzaklaşan küreğe yetişebilmek için Yoko’nun zaten kullanmadığı küreği elinden aldık. Sonunda düşen küreği kurtardık tabii ki..

Start alanında ayrıldığımız araç kaptanımız
Âdem ve ekibimizin diğer üyeleri bitiş düzlüğündeki tesislerde merakla karışık sevinçle bizi karşıladılar. Parkuru başarıyla geçen ekibimizde herkes mutlu. Bu haz veren mutluluk, kürekleri havaya kaldırarak hatıra fotoğraflarına yansıyor. Yaşı küçük olduğu için raftinge katılamayan Furkan, biz yokken büyük bir balık kaçırmış ama duyduğuma göre kaçan balık büyük olurmuş…

Tesislerin sahibi Nihat Bey ve ailesinin hazırladığı balık buğulama ve salata keyfi mükemmeldi. Yemek sonrası içilen çaylar bütün yorgunluğumuzu aldı.

Bölgede elde edilen kestane balının İtalya’ya ihraç edildiğini öğrenmek beni sevindirdi. Bölge adına güzel bir girişim. Rehberimiz Muzaffer Bey’in dağın yamacına yapmayı planladığı bungalov evlerden oluşan kamp tesisleri gerçekleşirse bölge, turizm açısından ayrı bir değer kazanır. Balık tutmak, trekking yapmak ve dinlenmek için harika bir doğal doku var. Böyle yerleri gördükçe ülkemizin doğal güzelliklerinin paha biçilemez değerini daha iyi anlıyorum.
  Umarım ülke olarak yeni keşfettiğimiz bu zenginliği tahrip etmeden gelecek kuşaklara aktarırız.

Tam iki saat süren ve on iki kilometre boyunca su ve doğayla iç içe yaşanan rafting heyecanını tatmadıysanız çok şey kaçırmış olacaksınız…


İbrahim Selamet

 

 

 

 

 

reklam©tatilium.com
www.tatilium.com / Altrnatif Tatil - Gezi Rehberi
designed by satilan
Giriş | Turlar | Oteller | Reklam | Hakkımızda | İletişim