Olympos'tan
gece karanlığında yola çıktık. Yerel halkın tabiriyle Çıralı'da
"yanartaş"ı görmek amacıyla çam ağaçlarının
arasındaki patika yoldan zirveye doğru yürümeye devam ediyoruz. Çekirge sesleri
gecenin sessizliğine ayrı bir güzellik katıyor. Belli belirsiz hareket eden el
fenerlerinin ışıkları karanlığın gizemini arttırıyor.
Yarım saatlik bir
tırmanıştan sonra 253 m. yükseklikte dağın ortasında "yanan ateş"lerin
gökyüzünde dans eden kızıllığını fark ediyoruz. Dağın içinden sızan metan
gazının oksijen ile birleşmesinden dolayı hiç sönmeyen bu ateş diğerleri gibi
bizi de büyülüyor.Günümüzde yakılan "Olimpiyat
meşalesi" buradan sembolize edilmiş. Allah'ın hikmet ve kudret
göstergesi olan ve tepede binlerce yıldır sönmeksizin yanan bu ateş kim bilir
daha ne kadar yanmaya devam edecek.Likya dilinde "Chimaera"
denilen sönmeyen ateşi ardımızda bırakıp inişe geçtik. Mola esnasında alın
lambamızı kapatarak gökyüzüne uzun uzun baktık. Gecenin o saatinde orada
olmaktan mutluyduk ve hiç konuşmadan yıldızların keyfini çıkardık.
Musa
dağının üzerinde 750 m. yüksekliğe kurulmuş olan Olympos antik şehri görülmeye
değer güzellikte. M.ö. 2. yy'da Doğu Likya'nın en büyük liman kenti olan bu
yerleşim yeri; ağaçların içinde anılarıyla birlikte sessizliğe
gömülmüş. Çıralı, Adrasan ve Patara plajlarına Haziran- Ekim
dönemlerinde yumurta bırakan deniz kaplumbağalarını görebilmek isterdim. 18 km.
uzunluğundaki "Caretta Caretta" plajı ve
kazısı devam eden antik şehri ile "Patara" dünya çapında korumaya alınmış bir
bölge.Gezi amacımız olan "Saklıkent Kanyonu"
yoldan 28 km. içeride bulunuyor. Burası doğa aktiviteleri için mükemmel bir yer.
Kanyonun başlangıç noktasına kurulmuş olan tesislerden birine yerleşiyoruz.
Konaklama "bungalov" evlerde yapılıyor. Yerden beş metre
yükseklikte bir ağacın gövdesine tutturulmuş olan ağaç evde uyumak
güzeldi.
Eşen Çayı'na kurulmuş olan sedirlerden kanyon ağzına bakıyorum.
Günbatımına yakın oluşan görüntü içimi ürpertiyor. Kim bilir hangi zamanda dağ
ortasından ikiye ayrılmış ve içinden etrafa hayat veren bir su
çağlamış.
Bu muhteşem
manzarada yapılan 5 km. süren raftinge turistler ilgi gösteriyor. Kılıf
geçirilmiş tek kişilik lastik şambrel ile başladığımız parkurun ortasında çamur
banyosu yapan turistler oldukça keyifli görünüyorlardı. Dönüşte tesis müdürü
olan Hasan Bey'in ayarladığı rehber bizleri bekliyordu.
Arkadaşım ve ben
başımızdaki rehberle birlikte kanyon yürüyüşüne başladık. 14 km olan kanyon
girişinde 200 metrelik asma merdivenler ile gezinti yolu yapılmış. Dileyen
burayı görüp geri dönüyor. Bizim amacımız ise biraz ıslanmak. Kocaman bir kaya
kütlesinin içinden kaynayan deli bir su görüntüsünü hep merak ederdim. Şimdi
sadece iki metre uzağımdaki fışkıran pınara hayranlık ve teslimiyetle bakıyorum.
Dakikalarca seyrettiğim suyun çıkış yerini fotoğraflıyorum.
Gezinti
yolundan kanyon içine girdik. Burada su kaynadığı için akıntı çok fazla. Emniyet
amacıyla döşenen halatlara tutunarak kanyon ağzından içeri girip ilerlemeye
başlıyoruz. Halat olmadan aşmamız mümkün olmayan 2.5 metre yükseklikte ve sadece
50 cm. genişlikte olan suyun delice aktığı delikten geçemeyince macera sona
erdi. 3.5 km süren yürüyüşümüz esnasında birçok yerde göğsümüze kadar suyun
içine girmek zorunda kaldık. Sırt çantamdaki fotoğraf makinesini iyi ki bir
poşete sarmışım. Kampa döndüğümüzde tam 4 saat geçmişti. Hasan Bey bu kadar
yürüyebileceğimizi tahmin etmediği için meraklanmış. Akşam yemeğimizi yerken
yine konuşmadık. İkimizde kanyondaki büyüleyici güzelliğe takılı
kalmıştık.
Dün içinden yürüdüğümüz kanyona yukarıdan bakmak için sabah
erkenden kalktık. Akdağların kanyon zirvesi 461 metre. Zirveye ulaşmak için
yaptığımız yürüyüş çok zevkliydi. Zeytin ağaçları ve kekik tarlaları içinden
geçtik. Kampımızın ve kanyon yarığının yukarıdan görüntüsü etkileyiciydi. Bir
başka sefere bu zirvede bir gece kamp yapmak ve yıldızları seyretmek için
kendime ve arkadaşıma söz veriyorum.
Adrasan Koyu ile başlayıp Marmaris
Turunç'ta biten gezimiz amacına ulaştı. Saklıkent'te tuttuğum balıkları merak
ediyorsanız hemen söyleyeyim. Bu sefer balıkları salmadım. O gün öğle yemeğinde
güzel bir balık ziyafeti çektik…
İbrahim
Selamet |